Sorumsuz basın olabilir mi? Medyanın içinde yaşadığı, topluma, kanununa karşı hiç mi sorumluluğu yok? Medya yöneticileri için başarı sadece reyting ve tirajdan mı ibaret? Duygularımızı, inançlarımızı, değer yargılarımızı nasırlaştıran, kişisel takıntı yada fobilerini önümüze yığanların sorumluluğu nedir acaba?

Köşe yazarlarının kişisel zevkini, beğenisini, tercihini , fobisini yada öfkesini bilimsel araştırma sonucu gibi açıklayarak felaket tellallığı yapmasının sorumluluğu kimdedir?

Basın özgürlüğü yaşam hakkına saygıyı kapsamamaktadır? Sevilmeyenin hakkı ölüm müdür?

Osmanlı döneminde yaşanan ve halkın uğursuzluk getireceği isyanı ile son bulan Hayırsız Ada vahşetini yazarak ve başarısız olmasından üzüntü duyarak bu gün katliama davet etmenin sorumluluğu kimdedir?

Yazar : ’’Ve ben de bu köyün insanları gibiydim… Bütün bunların Türkiye’ye uğursuzluk getirmesinden korkuyorum” “Şimdiyse, bu sokaktaki köpeklerin yok edilmemesinden kaynaklanacak musibetleri yaşayacağız” kehanetinde bulunuyor.

Ayrıca, “Sonuçta; herkes hayvan sevmek zorunda değildir, ben nasıl insanların, beni rahatsız etmeyecek tarzdaki hayvan sevgisine karışmıyorsam, onlar da benim köpek sevmemezliğime karışmasınlar.’’ demesine biz de aynen katılıyoruz.

Evet, kimse hayvan sevmek mecburiyetinde değil ama; bir insan olarak onların yaşam haklarına saygı göstermek mecburiyetinde…

Genelde bir konuda takıntısı olanlar (daha önce insanlarla bu konuda kötü bir tecrübe yaşayanlar) her nedense o insanla uğraşmak yerine hayvanıyla uğraşmayı tercih ediyorlar. Nedendir bilinmez…..

Halbuki o hayvanları eğitenlerin veya yönlendirenlerin insanlar olduğunu unutuyorlar.

Yani o hayvanlardan biz insanların sorumlu olduğu görmemezlikten geliniyor. Ne tuhaf değil mi?

Yazar kimliği taşıyan insanların , yazdıkları konu ve insanlarla ve bu konuda mevcut uygulamaları incelemeleri, yazmaya başlamadan önce bilgi alışverişinde bulunmaları gerekmiyor mu?. Yeterli araştırmayı yapsınlar Eğer hâlâ daha acımasız olacaklarsa da olsunlar. Bu da onların bir hakkıdır ama bir de o yazılarını yazdıktan sonra nelere yol açtıklarına da baksınlar, bağlantıyı sürdürsünler.

Yazı yazmak, bir köşeyi doldurmak mıdır?

‘’Kalem silahtan kuvvetlidir’’ sözünün anlamını idrak etmesi, oturduğu yerden
ahkam kesip, vahşete davet ederken insani, ahlaki, vicdani durumunu da gözden geçirmesi gerekmektedir.

Enam Suresi 38. Ayet`te `Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da sizin gibi birer topluluklardır. Kitap `da hiç bir şeyi eksik bırakmadık. Onlar da sonra Rablerine koşacaklardır` denilmektedir. Kur `an neden hayvanların ve kuşların öldürülmesini yasaklamıştır. İyi incelesinler. Şems Suresi `nde bir deveyi boğazlayanlara ne ceza verildiğini, açıp okusunlar. Kuran `ın başta kuşlar olmak üzere hayvanların öldürülmesini yasakladığını görmeyenler, mutlaka cezalarını çekecektir. Bunlar sadece kendi kıyametlerini hazırlamakla kalmıyorlar, doğanın dengesini de bozuyorlar. İnsanlığın sonunu getirmeye uğraşıyorlar`.

Allahın yarattığı canlıları değil, içimizdeki vahşeti öldürelim lütfen…

Sevgi ve Saygılarımla