Yüzeysel bakıldığında barınak iyi bir fikir gibi görünebilir.Çünkü problem çok hızlı bir şekilde çözülecek gibi görünür.Köpekler bir anda sokaklardan kayboluyorlar. Bugüne kadar ülkemizde bir kaç yerleşim merkezi dışlında yapılan bu. Ancak her sene ortalama 3 katı artan sayıyla geri dönüş olmaktadır.
Her yerleşim bölgesinin her canlı türü için belirli bir taşıma kapasitesi vardır. Bu belirli taşıma kapasitesi, kaynakların (barınma, gıda, su) ne kadar müsait olduğuna bağlıdır. Gelişmiş omurgalıların (köpekler dahil) nüfus yoğunluğu, çevrenin taşıma kapasitesini doldurmaya eğimlidir. Nüfus yoğunluğunda ölüme bağlı herhangi bir azalma, hayatta kalanlar daha iyi üreyeceğinden ve daha iyi besleneceğinden, hemen telafi edilmektedir. Bir başka deyişle köpekler yok edildiğinde hayatta kalanların ömürleri uzayacaktır çünkü mevcut kaynaklardan daha çok yararlanabileceklerdir ve kaynaklar için daha az rekabet olacaktır. – DSÖ Köpek Nüfusu Kontrolüne İlişkin Önerileri, Cenevre, 1990, sayfa 9.
Bu gün Türkiye’de 3-5 barınak hariç, kalan yüzlercesi gerçek bir ölüm kampı halindedir. Barınaklarda gizli itlaf yapılaktadır. Barınaklar bu hayvanların iyi koşullarda yaşatılması için değil, toplumun gözü önünde zehirleme yapmamak için, itlafa gizli kılıf olarak oluşturulmuş durumdadır.
Kapasitesi 100 hayvan olan bir barınağa her ay 50 hayvan geliyor ve o barınaktaki sayı asla artmıyor. Sorulduğunda ise, kısırlaştırılıp bıraktık deniyor. Ne tedavi ve ameliyat odası var, ne ilaç var, ve ne de düzenli bir veterineri var. Ama cevap kısırlaştırıp bıraktık şeklinde oluyor. Nereye, ne zaman ve nasıl bırakıldığı konusunda ise hiçbir bilgi yok.Bu barınaklarda bir kerede öldürülen hayvanlar şanslı. Açlık ve susuzlukla ölüme terk edilenler çok kötü koşullarda ölüyorlar.Bu barınakların büyük çoğunluğunda hayvanları kışın yağmurdan kardan koruyacak, yazın kızgın güneşin etkisinden koruyacak sundurmalar dahi yoktur.Yazın güneşin altında kalmaya, kışın karın ve yağmurun altında kalmaya mahkum edilirler. Bu kadar akarsuların ve göllerin olduğu bir dünyada, bu hayvanlara bir tas su verilmez. Önlerindeki su da çoğu zaman çirkef ve çamur halindedir. Her gün binlerce ton yemek artığı ve ekmek çöpe giderken ( ülkemizde her yıl 700 milyon dolar ekmek çöpe gitmektedir ) bu hayvanlar açlıktan yavrularını yerler(
Belediyelerin çoğunluğu uzun zaman diliminde masrafları karşılayamıyorlar. Sokak köpeklerinin tümünü kapatmak için kriterlere gore yapılmış bir barınağın inşası bile ağır masraf getirecektir.
Bunu uygulayan belediyelerin sokaklarında nüfusu denetim altına alınmış, sağlıklı, çocuklarla iç içe sevgi içinde yaşayan köpekler dolaşmaktadır (.
WSPA’ nın (Dünya Hayvan Koruma Derneği) ve FECAVA’nın (Avrupa Veteriner Birlikleri Federasyonu) düzenlediği konferansta İtalyan Lega Pro Animale’den Dorothea Friz ,Napoli’de 1991 ‘e kadar hükümetin her yıl 5000 köpek öldürdüğünü ve bunun her yıl aynı miktarda köpeğin boşalan bölgeleri doldurmasına sebep olduğu gibi çok yüksek bir maliyeti olduğunu, 1991 ‘den sonra hükümetle anlaşmaya varılıp kısırlaştırma ,aşılama ve yerine bırakma programı uygulanmasıyla sorunun çözümlendiği ve maliyetlerin çok düştüğünü anlatmıştır.
Türkiye bu projeyle en geç 3-5 yıl içinde sokak hayvanı problemini çözmüş olacaktır. İtlaf projesini uygulayan Meksika ve Amerika (hayvanlara ticari obje gözüyle bakılmaktadır) gibi ülkelerde sayı her yıl 3 ‘ e katlanmıştır.
Dünyada kuduzdan ölen insanların yarıdan çoğu Hindistan’ da bulunmaktadır.İkibuçuk milyon nüfusu olan Jaipur Rajastan’da her sene istatiklere göre tahminin 50 kişinin kuduzdan ölmesi beklenir.7 yıl önce Jaipur’un sokaklarında köpeklerin zehirlenmesi durduruldu.Acı Çekenlere yardım Örgütü tarafından yürütülen Kısırlaştır-Aşılat- Yaşat projesinin uygulanması kabul edildi.Çok sınırlı kaynaklarla , istanbul’un en yoksul kesiminden daha yoksul bir şehirde Örgüt 1994 ‘ten beri
onbeşbinden fazla köpeği yakalamış,kısırlaştırmış , aşılamış ve serbest bırakmıştır. Jaipur’un resmi istatistiklerine göre 1996 dan beri kuduzdan ölen bir tek insan olmamıştır. Bölge halkı tarafından bildirilen, kuduzla ilgisi olmayan ısırık vakaları da 1996 da 1151 iken 1998’de 220 ‘ye düşmüştür. Sokak hayvanları Koruma Derneği’de İstanbul’da 9000 in üzerinde köpeği muayene etmiş,bir tek kuduz vakasına rastlamamış sadece 30 ensafalit vakası görülmüştür.
Onun için KISIRLAŞTIRMA ,nüfusu denetim altına alma en insani ve vicdani tek çözümdür.
Kısırlaştırma saldırganlığı önler. Dişi köpekler her altı ayda bir kızgınlığa gelirler. Bu zaman zarfında dişi çiftleşmeye hazırdır ve hormonları güçlü bir koku salgılar. Bu koku erkek kısırlaştırılmamış köpekler tarafından 1 km. uzaklıktan dahi algılanabilir. Kısırlaştırılmamış erkek köpekler bu kokuyu algıladıkları zaman, hormon salgıları artar. İçgüdüsel olarak dişiyi bulmak, yakalamak ve eşleşmek için kontrolsüz olarak harekete geçerler.
Erkekler bu dönemde insan ve diğer köpeklere karşı daha saldırgan, huzursuz, heyecanlı oluyorlar ve daha fazla havlarlar. Bu ortamda çok sayıda erkek köpek grup halinde, kızgınlık halinde olan dişinin yakınına gelirler. Bu olay insanları korkutur.
Kısırlaştırılan köpekler bu saldırganlık hallerini göstermez, Kavga etmezler ve insanlarla daha dostça yaşarlar.
Köpeklerin sadece içgüdüsel olarak eşleşme dürtülerinin olduğunu bilmek önemlidir. Eşleşmekten zevk almazlar, Dişi köpekler erkek köpekler ile sadece kızgınlık zamanlarında çiftleşirler. Bu da kısırlaştırılmamış bir dişi için yılda iki defadır.Onlar da sadece hormon ile içgüdüsel olarak çiftleşme dürtüleniyor. Biz onları kısırlaştırarak zevklerinden yoksun bırakmıyoruz. Bilakis onların huzurlu ve kontrollü yaşamlarına yardımcı oluyoruz.
Günümüze kadar bütün yönetimler YAŞATMAK yerine İMHA etmeyi seçerek doğanın en temel yasasını ihlal etmişlerdir. Yok etmek çözüm olsaydı şimdiye kadar sokaklarda bir tek sokak hayvanının kalmaması gerekirdi.Imha etmek yerine YAŞATMAYI seçenler çözüme ulaşmıştır.
Bilimsel araştırmaların sonucunda kopek sorununun yegane çözümü
KISIRLAŞTIR- AŞILAT- YAŞAT adıyla anılan yöntemdir.
KISIRLAŞTIR – AŞILA-YAŞAT uygulaması aynı zamanda yerel köpek nüfusunun sosyal yapısına zarar vermeyerek, göç riskini önleyecektir.
Yurdumuzda hayvana yapılan işkencelerin, gösterilen şiddetin artarak devam etmesi itlafın, köpeklerin barınaklara kapatılmasının çözüm yerine sorunu artırdığını görülünce 10.05.2004 tarih, 83-2717 sayılı,genelgeyle ( 24 )barınakların kontrolü o yerin en büyük mülki amirlerine verilmiştir. Her ay barınakların yerinde kontrolü yapılacak, üç ayda bir rapor verilecektir. Barınaklar“ Sokak Hayvanları Tedavi ve Bakım Evlerine dönüştürülerek, kısırlaştırma operasyonları ve tedaviler yapılacak, kısırlaştırılan ancak agresif olan köpekler, yaşlılar, bebekler, hamileler, sakatlar için barınma yeri olacaktır. Kısırlaştırılan ve aşılanan diğerleri kayıt altına alınarak ,işaretlenerek (sahiplendirilemeyenler ) bulundukları yere bırakılacaktır.
5199 sayılı Hayvan Koruma Yasası ile de Aşıla-Kısırlaştır-Yaşat yasal yükümlülük haline gelmiştir.