From: ece bilgin

Biliyorum içinizi acıtacağım ama paylaşmam lazım, o güzel sadık dost adı “arap” konan köpeğimiz biraz önce uyutulmak zorunda kaldı. Veteriner hekim hiç bu kadar ağır bir kanser vakası görmediğini anlattı. İç organlarını tamamen ur sarmış, karaciğer diye birşey kalmamış. Dalak onun yerini almak için anormal büyümüş ve zavallı bu güne kadar nasıl bu durumda yaşayabilmiş?

Yaşamak bir yana orda oturan bir bayanın anlattığına göre bekçilik görevini de yerine getirmeye çalışmış, ama son günlerde yemeden içmeden de iyice kesilmiş. Bana bu zavallının haberi geldikten sonra, on güne yakın belediye, orası burası garibin tedavi ettirilmesi için uğraş verdim, kimseler üstlenmek istemedi, herkes birbirinin üzerine attı. Belediye sahipli köpek biz bakmayız dedi, Sahibi konumundaki insan (aslında sadece orada sığınmasına izin vermiş) mal taşıyorum arabam boşalsın veterinere götüreceğim diye uzattı da uzattı. Garibim o arada kim bilir ne acılar çekti. İşte şimdi hepsi bitmek üzere. Kullanılıp kullanılıp atılan eski bir eşya gibi. İçim çok ama çok dolu, en azından veteriner kliniğinde dört arkadaş başında toplanıp, onun çaresiz gözlerine  baktığımızda belki biraz olsun beni de düşünenler var diye teselli bulmuştur.

Bu da benim tesellim…..