Çocukluğumun mahallelerinde Bekçi Babalarımız vardı. Neden, niye bilmiyorum, yaşı kaç olursa olsun mahalle bekçilerinin ortak adı bekçi babaydı. Belki o zamanlar çok küçüktüm o yüzden, belki de bizim güvenle yataklarımızda uyumamızı sağladıkları için onları baba yerine koyduğumuzdan. Bilemiyorum.
Onların saat başı birbirlerine düdükle asayiş berkemal diye haber vermesi bizler sıcak yataklarımızda uyurken birilerinin mahallemize göz kulak olduğunu bilmek güven verirdi. Gece yarısından sonra o düdük seslerini duymak huzur verir, düdük sesi duyulmadığında tedirgin olurduk. Ben en çok bekçi baba için üzülür, kötü insanlar ona bir şey mi yaptı diye endişe ederdim. O zamanları kötü insanları bugün ki kötülerin yanında melek kalıyormuş şimdi anladım.
Kahverengi üniformaları vardı. Her düdük sesinin arkasından bir köpeğin havlaması gelirdi. O zamanlar köpeklerden korkardım. Bir gün mahallemizin bekçisiyle gündüz tanışma fırsatım oldu. Ben onu sevdiğimi, ama köpekler havladığında korktuğumu söyledim. O da bana dedi ki insanın iki dostu hep yanındadır. Biri devleti öteki köpeğidir, korkma. Onlar gece benim mesai arkadaşım. Ben devletimin bana verdiği görevi yapıyorum, onlar da bana eşlik edip çıraklık yapıyor. Hayvanların hisleri çok gelişmiştir. Bu mahallede kim oturur, kim misafir gelir, kim kötü niyetlidir onları bana haber verir. Ben gece devriyesini yaparken onlar da bana korumalık yapar. Sokaktakinin niyetini ben onların halinden anlarım. Ben olmasam da, düdüğümün sesini duyamasan da endişe etme, mahallenin köpekleri zaten görev başında.
Bekçi Baba geleceği görmüş o zamanlarda. Bir süre sonra mahalle bekçileri ortadan kalktı. Bekçi düdüklerinin sesini duymaz olduk. Ama çıraklar her zaman iş başında..
Şimdi gece yarısı havlayan bir sokak köpeğinin sesini duyduğumda, uykumu böldüğünde aynı huzuru duyuyorum. Çünkü o mahallemin köpeği. Mahallede olup biten her şeyin tanığı. Ne zaman ısrarla havlamalarına devam ediyor, biliyorum ters bir şeyler var. Bir kaç evin ışığı yanınca o terslikler de bitiyor.
Oturduğum sitede 4 küpeli sokak köpeği aylardır bizlerle yaşıyor. Onlar geldiğinden beri otomobillerde ve dairelerde hırsızlık, kapı kurcalama yok. Gündüz tembel tembel güneşte yayılan canlar gece olunca devriyeye çıkıyor. Mahalle sakinlerini evinin kapısına kadar götürüp teslim ediyor, yabancılara göz açtırmıyor. Mahallenin postacısını, esnafını, çöpçüsünü, kağıt toplayıcısını biliyor. Onlara sesi çıkmıyor. Ama yabancı ise önce onlardan izin alması gerekiyor.
Ne zaman uykum köpek havlamasıyla bozulsa, artık korkmuyorum, huzurla yatağımda dönüyor; canlarım benim Allaha emanet olun diyorum.
5199 Sayılı HKK ve yönetmeliği Madde: 7ç ve d ne der?
ç) Bölge ve mahallerindeki, özellikle köpekler ve kediler olmak üzere, sahipsiz hayvanların bakımları, aşılarının yapılması, işaretlenmesi ve kayıtlarının tutulmasının sağlanması, kısırlaştırılması, alındığı ortama geri bırakılması ve sahiplendirilmelerinin yapılması için hayvan geçici bakımevlerine gönderilmesi gibi yapılan tüm faaliyetlerde yerel hayvan koruma görevlileri ve gönüllü kuruluşlar ile belediye veteriner hekimlerinin koordinasyonunun sağlanmasıyla,
d) Sahipsiz hayvanların beslenmesi amacıyla, bölgesinde bulunan lokanta, işyeri ve fabrikaların sahiplerinin uygun görmesi halinde işletmelerinde ve mutfaklarında oluşan hayvan beslemeye elverişli besin maddelerinin toplanmasıyla,
Bu kadar basit, açık, yalın bir dille yazılmış TC kanun ve yönetmelik maddeleri bile anlaşılamıyorsa ne denilebilir? Denilecek şey belli de, demek olmaz.
Yerel Hayvan Koruma Görevlisi Semineri düzenle, insanlar katılsın. Sonra; sonrasını boş ver.
Hukuk devletinde yaşamaktasındır. Kanunlara saygılı her vatandaş gibi yönetimlerin vazifelerini doğru dürüst yapmasını istemektesindir. Ama kanun uygulayıcı kanunu uygulamayı bırakın, zahmet edip okumaya bile gerek görmemektedir.
Siz kanunları hatırlattığınızda ise uzaydan gelmiş muamelesi ile karşılaşırsınız. Hele doğa ve hayvan korumacı iseniz siz zaten çılgın, uçuk birisinizdir. Dinin, ahlakın, vicdanın emrettiğini bir de kanunla talep ettiğinizde başka işiniz mi yoktur? Siz zavallı ucubeler, her iş bitti de sıra hayvanlara mı geldi? İnsanlar aç kardeşim.
Neden insanlar aç kardeşim? Başarısız politikaları ayılar mı yaptı? Doğayı köstebekler mi bozdu? Tarımı kim baltaladı? Tarla fareleri mi? Enflasyonun baş sebebi dinozorlar mı? Asgari ücret belirleme komisyonu Bremen Mızıkacıları dimi? Kutup ayıları küresel ısınmaya sebep olmuştur. Kahrolsunlar. Fok ayısı Badem Turizmi baltalamıştır. Ağız tadıyla bir resim çektirtmemiştir. Kuyruğundan tutup sürüklenmeye karşı çıkıp dişlemiştir insanları. Turizm teröristi ne olacak. Avrupa Birliği bizi bunun yüzden almıyor zaten.
Sen yaptın insan kardeşim sen… İnsanlıklarını unutmamış; vicdanına, ahlakına, kanununa saygılı, yaratılanı yaratandan ötürü seven, her yaratılanın bir hikmeti olduğunu bilen insanları ve hayvanları rahat bırakın.
Siz yapmıyorsanız yapanı engellemeyin kardeşim. Önce kanun çıkar, sonra kanunu uygulamak isteyen insanlara önce insan de. Niye çıkardın ki yarım yamalak kanunu. Madem uygulamayacaktın. Bizim köyde “el iyisi derler” buna…Dışarıda veli evde deli….
Sokaklarda yaşamaya çalışan canlara yardım etmek isteyen insanları TC kanun ve yönetmeliklerine rağmen yok farz et, ez, sonra Yerel Hayvan Koruma Görevlisi semineri düzenle sonunda bir de imtihan et sonra da başvurursan belki sana yerel hayvan koruma görevlisi kartı verebilirim de..
Kanun ya vardır ya yoktur. Varsa uygula, yoksa çekil kenara…
Bir sahibi yoksa hepsinin adı sokak kedisi, köpeğidir. Safkan da olsa gün gelir insanların vefasızlığı yüzünden sokak kedisi, köpeği ünvanını alır. Adı üstünde, sokak köpeği, kedisi sokağa aittir. Sokaklar onlara sahiplik eder. Bir zamanlar ırkı, cinsi vardır. Sokağa düşünce hepsi yiter gider. Artık genel adı sokak hayvanıdır. Safkan olmadığı halde duyarlı bir yürek çaresiz bir halde bulup ona sahip çıktığında sınıf atlar, şanslı azınlık grubuna dahil olur.
Kimilerimizce başıboş hayvan diye adlandırılır. Sanki dünya kurulduğundan bu güne hep bir sahipleri varmışta artık başıboş kalmışlar muamelesi yapılır. Onlar hep vardı ve var olmaya devam edecekler. Bizler nasıl hayatta kalma mücadelesi veriyorsak hayvanlar alemi de bu savaşı kendince vermektedir.
Ülkemizin ve şehrimizin realitesi sokak hayvanlarıdır. Kimi insanlar onların yaşamlarına destek olma çabasında, kimileride fobileri, inançları yüzünden görmeye dahi tahammül edememektedir. Binlerce yıl önce evcilleştirilen ve insanların ihtiyaçlarına cevap verirken ve yaşam haklarına sevgi, saygı gösterilirken, kentleşme süreci onların yaşam alanlarını daraltarak, yok etmeye başlamıştır.
Şehrimizde Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyesince 2300 köpek rehabilite edilmiş, kısırlaştırılmış , aşılanmış ve kulaklarına küpe takılarak saldırgan karakterde olmayanlar alındıkları bölgelere bırakılmış aynı işlem yüzlerce kedi içinde yapılmış ve küpe takılamadığı için kulağın sivri ucu kesilerek işaretletmiştir.Üremelerinin kontrol altına alınmasıyla ciddi bir nüfus planlanması merkezde yapılmışken çevre ilçe ,köylerden ve zaman zamanda komşu şehirlerinden hayvanların ilimize terk edilmesi yüzünden arzu edilen sonuca ulaşılamamaktadır.
Sevmek, sevmemek, beslemek,beslememek kişisel bir tercihtir. . Fakat yaşam hakkına saygı göstermek insanlık vazifemizdir. Ahlaki, vicdani, kanuni çözüm ise KISIRLAŞTIR-AŞILAT-YAŞAT ‘tır.
Sokaklarımızda yaşamaya çalışan canların en büyük sorunlarından biri SU’dur. Eskiden mahalledeki çeşmelerden, vicdanlı mahalle sakinlerinin koyduğu su kaplarından, birikintilerden su ihtiyacını karşılayan kedi, köpek, kuşlar bu sıcak yaz günlerinde susuzluktan telef olmaktadır.
Bir kap su bir hayat kurtaracaktır. Su koyan insanları engellememeniz, su kaplarına bir tekme atıp geçmemeniz bile iyiliktir unutmayın. Her canlı suya muhtaçtır. Siz yapmıyorsanız, yapanları engellemeyin, boş bir kap gördüğünüzde bir bardak su dökün. Kendiniz çok iyi hissedeceksiniz. Deneyin, göreceksiniz.
Siz vermezseniz kim verecek? Nasılsa biri verir deyip geçmeyin. İnsanlara muhtaçlar.
Su hayattır. Su gibi Aziz olun.
Tepebaşı Belediyesi’nce bir gün sokaktan alındı. Köpek Barındırma Evi’nde kısırlaştırıldı, aşılandı ve mikroçip takılarak alındığı bölgeye geri bırakıldı. Arkadaşlarına göre şanslıydı. Sokaklarda doğmuş ve hayatta kalabilmişti. Kulağında mavi küpesiyle kaldığı yerden yaşama mücadelesine başladı. Bir gün yolu Açık Cezaevinin oralara düştü. Sevdi, sevdirdi kendini. Trafik canavarı karşısına çıkana kadar çok mutluydu. Araç ona çarptı ve yavaşlamaya bile gerek duymadan yoluna devam etti. Acı içinde yerde kalakaldı. Ağlamaya başladı, canı acıyordu. Ama dostları vardı artık ve dostları yardımına koştu. Derneği aradılar hemen. Yaralandı, acı çekiyor ne olur yardım edin diye. Ekip onu almaya gittiğinde zor ayrıldılar, yaşaması için dua ederek vedalaştılar. Ön kolda kırık vardı ameliyat olmazsa sakat kalacaktı. Duyarlı yürekler birlik oldu ameliyatını yaptırdılar. Şimdi nekahat döneminde dostlarını düşünerek iyileşmeyi bekliyor. Adını o söylemedi ama dostları söyledi bize adı BEŞİKTAŞ’mış. Selamı var dostlarına merak etmesinler beni iyi olacağım, döneceğim diyor. Yardım eden herkese sevgilerini yolluyor.
1,5 Yıl önce Odunpazarı Belediyesi Hayvan Sağlık İstayonu’nda kısırlaştırılan, aşılanan ve küpelenen oğlumuz trafik kurallarına harfiyen uyuyor, denetimini de yapıyor.
Ona yemek ve su verenler onu çok iyi tanır. Sevecendir, ağır ağabeydir.Boş zamanlarında Yediler Parkına gezmeye gider. Oradaki diğer küpeli arkadaşlarıyla yarenlik eder. Ona sevgi ve şefkat gösterenlere evlerine ya da işyerlerine kadar refakat ederek teşekkür eder.
Esnaf Sarayı önü onun meskenidir. Kuralları çok iyi öğrenmiştir ve harfiyen uyar. Sarı çizgiyi asla geçmez. Tramvayın önüne, insanların yoluna çıkmaz. Çağırırlarsa gider. Bugüne kadar iki kere yerel basına bir kerede ulusal basına haber olmuştur bu kuralcılığı.. Medyatiktir yani.
Ama nazar mı değiyor bilinmez her basında boy gösterişinden sonra hastalanır ve sağlık istasyonunda tedaviye alınır. Onu birkaç gün göremeyenler üzülür hemen derneğimizi ararlar ne oldu, göremiyoruz diye. Bir süre sonra iyileşir ve görev mahalline döner.
Bisiklet tramvay yolunda yasaktır. İlk zamanlar bisikletlilere kızar ama sonra alışır. İki Teker üç teker bisiklet , tramvay ya da polis otosu, ambulans burnunun dibinden geçer o sakince yatar. Ama bunların dışında araç gördüğünde kafası karışır. Yasak kardeşim, araçların burada ne işi var der ve görev aşkıyla onlara havlar.
Geçen hafta da bir araç girmiş tramvay yoluna. Araç önde o arkada havlıyor. Aracı görünce eyvah dedik. Çünkü araç bir belediye başkanımızın makam aracı. Hemen seslendik. Gel buraya ne yapıyorsun sen diye? Eceline mi susadın ?
Kulakları öne arkaya gidiyor ne dediğimizi anlamaya çalışırken o güzel gözleriyle şaşkın bakıyor ne yaptım ki sadece vazifemi yerine getiriyorum. Bu bölgede otomobil yasak.
Aman dedik insanlar her türlü kuralı çiğnerken hiçbir şey olmaz ama senin ağzın var dilin yok gidersin çöplüğe, bulamayız da seni deyip gözünü korkuttuk. O günden beri her gün içimiz titreyerek gidiyoruz onun mahallesine ya bugün göremezsek diye. Sonrada başkanlarımız akıllı, vicdanlıdır, kanunu da iyi bilirler yapmazlar canım diye kendimizi yatıştırıyoruz. Ya yaparlarsa düşüncesi bile korkunç. Yapmazlar, yapmazlar…. Yinede mahallemizdeki dostlarımıza göz kulak olalım. Bu yazıyı okurken kırmızı küpeliye maşallah deyin lütfen yine hastalanmasın.
23.05.2007 tarihinde Vali Yardımcısı Metin ÇINAR başkanlığında Eskişehir İl Çevre ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda yapılan İl Hayvanları Koruma Kurulu toplantısında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Yönetmeliği gereği İl genelindeki ev ve süs hayvan sahiplerinin hayvanlarını bağlı oldukları Belediye’ye kayıt ettirmesine karar verilmiştir.
Ev ve süs hayvan sahiplerinin bağlı bulundukları Belediyeye başvurması gerekmektedir. Kedi ve köpek sahipleri bir defaya mahsus 35 Ytl belediye veznezine yatırarak kayıt yaptıracaktır. Geçici bakımevlerinde Veteriner Hekimlerce hayvana mikroçip takılarak kuduz aşısı yapılacaktır. Microçip takılmış ve kuduz aşısı yapılmış hayvanlar için ise kayıt parası ödenmeyecek sadece hayvanın ve sahibinin kimlik bilgileri belediyeye bildirilecektir. Kaybolma, çalınma ve hayvanın ölümü durumunda Belediyeye bilgi vermekle yükümlüdürler.
Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyesi Hayvan Sağlık Merkezinde 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereği kısırlaştırma ve aşılaması yapılarak alındıkları mahallelere geri bırakılan sahipsiz köpeklere de mikroçip uygulaması yapılmaktadır.Kanun gereği sahipsiz hayvanları yerel yönetimler kayıt altına almaya başlamıştır. Kulaklarında küpe gördüğünüz köpekler aşılanmış, kısırlaştırılmış ve mikroçip takılmıştır.Sahipli hayvanların kayıtlarının da sahiplerince yaptırılması kanun gereğidir.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile alınması, satılması, hediye edilmesi, takas edilmesi, reklamının dahi yapılması yasaklananan tehlikeli ırk köpek (Bull Terrier, Pitt Bull, Japonesse Tosa ) besleyenlerin de köpeklerinin kısırlaştırmalarını yaptırarak İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne başvurması ve ruhsat almaları gerekmektedir.
Ruhsat almayan bu ırk köpeklerin sahibine para cezası uygulanacak ve köpeklere İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce el konulacaktır.
Pet Shoplardan kedi, köpek satın alacaklar hayvanın 2 aylıktan küçük olmamasına, ilk aşılarının yapılmış, microçip uygulanmış ve kimlik kartının bulunmasına dikkat etmelidirler. Ruhsatsız üreticiler ve yurdışından kaçak yollarla getirilen, aşısız hayvanlarda hastalık riski yüksektir ve ölümler sık yaşanmaktadır. Pet Shoptan bir hayvan aldığınızda da bağlı bulunduğunuz Belediye’ye kayıt ettirmeniz gerekiyor.
Hayvan sahiplerininin ve hayvanlarının mağdur olmaması için bağlı oldukları Belediye’ye müracaat etmeleri önemlidir.
MİKROÇİP NEDİR?
Yurtdışında pek çok ülkede evcil hayvanlar için şart koşulan mikroçip uygulaması, minik bir çip yardımı ile kalıcı bir kimlik sağlamayı ve hayvana ait bilgileri ortak bir veri tabanında toplamayı hedefliyor. Kedi ve köpeklere takılan bu minik çipler, sadece o hayvana özel bir numara barındırıyor ve mikroçip ortak veri tabanına kayıt edilen kedi ya da köpeğin her yerde tanınmasını sağlıyor. Kısacası bu mikroçip dostunuzun size ait olduğunu dünyanın her yerinde kanıtlayabilen bir elektronik nüfus cüzdanı olarak çalışıyor. Hayvanla ilgili her türlü bilgiye bu numarayla ulaşmak mümkün. Uygulama deri altına hayvanın kürek kemikleri arasına enjeksiyon yöntemiyle yapılıyor. Pirinç tanesinden biraz büyük ve hayvan acı hissetmiyor.
Sevgi ve Saygılarımla
Ayten Tutkun
SİYAH YAVRU KEDİ
Trafik kazasında yaralandı. Sürücü ona durup bakmadı bile. Hızla yoluna devam etti. O bir köşede acı içinde, şaşkın ne olduğunu anlamadan kalakaldı.Acı ve şoktan bağıramıyordu bile. Bir süre sonra bir genç kız minik yavruyu fark etti , kucaklayıp Odunpazarı Belediyesi Hayvan Sağlık İstasyonuna getirdi. Hemen ameliyata alındı. Parçalanan Ön bacağı omuzdan arka bacağı patiden kesildi. Umudumuz azdı ama gözüne baktığımızda yaşama azmini görüyorduk. O minik bedenine rağmen büyük acılara katlanarak hayata tutundu.Artık tek başına sokaklarda yaşayamaz. Ona sıcak bir yuva ve çektiklerini unutturacak sevgiye ihtiyacı var.
FELÇLİ KEDİ
Dikkatsiz ve yine arkasına bakmadan giden sürücü yüzünden yürüyemez hale geldi. Bakımevine getirildiğinde belden aşağısını kullanamıyordu. Tedaviye cevap veriyor. Azda olsa ayağa kalkmaya çalışıyor. Veterinerimiz ümitli. Ama artık oda sokaklarda bir başına yapamaz.. Şaşkın, korkmuş, ürkmüş ama başına gelenlere rağmen hayatı çok seviyor.
ÖN PATİSİNİ KAYBETTİ
Diğer iki arkadaşı gibi vurdumduymaz bir sürücü yüzünden sakat kaldı. Ona çarpan sürücü hemen bir Kliniğe götürseydi patisi kurtulabilirdi.Bulunduğunda üzerinden zaman geçtiği için kesilmek zorunda kaldı. Evden atıldığı her halinden o kadar belli ki. Yanına gittiğinizde hemen kucağınıza gelmek istiyor. Bir patisine birde yüzünüze bakıyor, anlamaya çalışıyor ne olduğunu. Artık o da sokakta yaşayamaz.
Üçü de hayatta kalma mücadelesini büyük acılara katlanarak kazandılar. Can tatlıydı ve sakat kalmak ölmekten iyiydi. Şimdi onlara bir şans daha verecek insanlara ihtiyaçları var.
Odunpazarı Belediyesi Hayvan Sağlık İstasyonu’nda yolunuzu gözlüyorlar.
Alpu Yolu Yassıhöyük Mahallesi bitimi tel 236 19 70
Sevgi ve Saygılarımla
MİDAS Gazetesinde yazmaya başladığımdan bu güne 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve yönetmeliğini , hayvanların yaşam hakkına saygıyı, doğanın ve çevrenin korunmasının önemini sizlerle paylaştım.
Hayvan besleyen çoğu insanın bile habersiz olduğu belediyeler tarafından yapılan toplu itlaflar, bireysel katliamlar, sahipsiz hayvanların sokaklarda ki inanılmaz yaşam savaşı,
hayvan korumacıların imdat çığlıkları; kanun ve yönetmeliklerin bile onları koruyamadığını görmek, bilmek; sıradaki konulara geçmeme izin vermedi.
En sık şikayet konusu olan toplu yaşanılan yerlerde, parklarda köpek sahiplerinin çevre temizliğine dikkat etmemesiydi. Çarşı Esnafı’ndan aldığım mail ile bu haftaki öncelikli konumuz oldu.
ÇARŞI ESNAFI’ndan gelen mail;
Hayvanları seviyor ve doğayı oluşturan unsurların en önemli parçası oldukları için yaşamlarına saygı da duyuyoruz. Biz insanlar hayvanlardan farklı olarak kendimize özgü bir takım temizlik anlayışı ve farklı yaşama biçimlerine sahibiz, içimizde hayvanlardan daha pis olanlar da olsa bu kaideyi değiştirmez ve örnek olarak gösterilecek kadar önemli bir değer değildir.
Köpek bakmak bir eğlence olduğu gibi aynı zamanda büyük bir sorumluluktur da, Toplum içerisinde yaşıyor, hayvanınızı bazen kalabalığa sokuyor ve çarşı içerisinde gezdiriyorsanız bu sorumluluğunuz çok daha ön plana çıkıyor. Köpek, tuvalet alışkanlığı bakımından kedi kadar dikkatli değildir. Yolda sahibinin yanında çarşının orta yerine yapıverir. Ve bazen bu tam sizin iş yerinizin kapısının önü olur ki, günün hareketli bir saatiyse bu durum kontrolden çıkar insanlar hayvanın dışkısına basarak iş yerinize girerler …sonrası malum. Köpeğin ve sahibinin arkasından koşmaya çalışırsınız hatasını görsün diye ama çoktan uzaklaşmıştır.
Midas gazetesindeki yazılarınızı okuyor ve de hassasiyet gösterdiğiniz konulara bizler de saygı duyuyoruz. Ama ne var ki Köpeğin eğitimi ya da devamlı sevgiye olan ihtiyacından falan bahsetmek yerine birazda toplum içerisinde köpek dolaştırırken sahiplerini eğitecek yazılar yazmanızı rica etmek istiyoruz. Toplum içinde ve kalabalık ortamlarda, çarşı içinde köpek gezdirenler nasıl o köpeğin sahibi iseler o hayvanın yere yaptığı dışkının da sahibi olmuş oluyorlar. Bu konuya dikkat çekmenizi özellikle bir çarşı esnafı olarak saygılarımla rica ederim.
Hayvan sahiplerinden rica edilen 5199 Sayılı HKK ile görevimizdir. Çoğu hayvan sahibi bu konu da dikkatli davranmakta iken birkaç olumsuz davranış genele yayılmaktadır. Köpeğiniz gezdirmeye çıkardığınızda yanınıza alacağınız bir poşet fark yaratacaktır.
5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu
MADDE 5. — Bir hayvanı, bakımının gerektirdiği yaygın eğitim programına katılarak sahiplenen veya ona bakan kişi, hayvanı barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olan etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür.
Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar.
Sevgi ve Saygılarımla
Ayten TUTKUN
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Porsuk nehrindeki ördekler hakkında derneğimize her gün onlarca telefon gelmekte, kimi kişiler ördeklerin soğuktan donduklarını, kimi kişiler ise ördeklerin açlıktan öleceklerini söyleyerek nehirden alınmalarını istemektedirler.
Geçtiğimiz kış danıştığımız Veteriner Hekimler, nehirin ördeklerin doğal yaşamına uygun olduğunu, yağmur ve soğuktan etkilenmediklerini , Porsuk nehrinde yaşadıkları alanı sahiplendiklerini, oradan alınmalarının onlara fayda getirmeyeceğini, aksine onları alıştıkları mekandan ayırmanın yanlış olacağını, sıkıntı yaşasalardı o bölgeden göç edeceklerini ve nehir buz tuttuğunda beslenmelerinin temin edilmesi halinde sorun olmayacağını ifade etmişlerdir.
İl Çevre ve Orman Müdürü sayın Mehmet KARAKAYA ve Doğa ve Mili Parklar şube Müdürü sayın Turan TOSUN ile yaptığımız görüşmede ise; ördekleri alıp Musaözü göletine bırakabileceklerini, ancak, ördeklerin Musaözü göletine bırakılmasıyla Porsuk nehrinde bulunmaları arasında tercih etmek gerekirse nehrin onlar için daha iyi olacağını, insanlar tarafından besleneceklerini ve avcılardan da korunabileceklerini ifade etmişlerdir.
Bu vesile ile hemşehrilerimize duyarlılıklarından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Ağır kış şartlarında sokakta yaşamaya çalışan kedi, köpek gibi diğer hayvanlarımıza da yiyecek ve su vererek yaşamlarına destek olmalarını rica ederiz.
Sevgi ve Saygılarımızla
Ayten TUTKUN
www.aytentutkun.com