Ben, benim gibi bir sokak köpeğinin, çöplükte doğurduğu biriyim. Kardeşlerim yeterli doyamadıklarından birer birer öldüler. Tek başıma kalmıştım ama, annemin hastalığı nedeniyle azalan sütü beni doyurmuyordu. Ölümle yaşam arasındaki ipince bir çizginin üzerindeydim. Çöplükte bulabildiğim yumuşak yiyecekleri yemeyi çabuk öğrendim. Bir süre sonra annem de öldü. Yapayalnız ve savunmasız kalakalmıştım. Annemin bir deri , bir kemik kalmış bedeninin sıcaklığından da yoksundum. Çöplerin arasında kendime bir yer edindim. Yaşam çöpte bulduğum yiyeceklerle sürüp gidiyordu. Ben de çocukluğumu yaşamak istiyordum ama oyun oynayabileceğim hiçbir yavru köpek yoktu çevremde.
İçimde bir dürtü vardı. Senin köpeklerden başka dostların da var. Niye onları bulup ta oynamıyorsun diyordu. Yiyecek ararken, yola indiğimi farketmemiştim bile. Dört çocuk beni yakalamak için üzerime geldiler. Korkup kaçmak istedim. İçimdeki dürtü dur kaçma diye uyardı beni. Durdum ve kuyruğumu sallıyarak yanıma gelmelerini bekledim. İçimden işte seni ömür boyu sahiplenecek olan insanlar bunlar diye geçirdim.
Geldiler ve beni tutup okşamaya başladılar. Ne kadar sevindiğimi anlatamam Bu çocukların beni evlerine götüreceklerini, karnımı güzelce doyuracaklarını ve onlarla oynayacağımızı zannediyordum Çocuklardan biri çöplerin içinden bulduğu bir ipi boynuma geçirip bağladı. İp boynumu sıkıyordu. Nasıl olsa evlerine
götürdüklerinde çözerler diye aldırmadım. Beni evlerinin yakınına getirdiklerinde, bir tenekeyi, buldukları iple kuyruğuma bağladılar. Sonra da kıyasıya dövmeye başladılar. Can havliyle kaçmaya başladım. Kuyruğuma bağladıkları tenekeden çok korkmuştum. Öylesine korkunç sesler çıkarıyordu ki. Çöplüğüme ulaştığımda kurtulduğuma çok sevinmiştim.
Boynumu sıkan bu ip ve kuyruğuma bağlı tenekeyle ben ne yapacaktım. Yiyecek bir şeyler bulup, yutkunmakta zorluk çekerek karnımı doyurmaya çalıştım. Boynumdaki ip yüzünden boğulacak gibiydim. Çaresiz yola
çıkıp bir kurtarıcı beklemeye başladım. Karşıdan bir adamın geldiğini görünce koşarak yanına gittim. Adam çok iyi bir insanmış. Hemen boynumdaki ipi ve kuyruğuma bağlı tenekeyi çözüp bu zor durumdan beni kurtardı. Üstelik elindeki poşetten bana taze ekmek verdi. O gün yediğim o ekmeği ömrüm boyunca unutamayacağım.
Belki beni sahiplenir diye peşinden gitmeye başladım. Bir kahvehaneye girip oturdu. O çayını içerken, ben onu
dışarıda beklemeye başladım. Yakınımdan çocukların geçtiklerini gördüğümde, uygun bir yer bulup gizlenmeye çalıştım. Bu adam beni sevdi, bana yiyecek verdi. O artık benim sahibim diyordum. Kahvehaneden çıkıp ilerlediğinde yine peşine takıldım. Evine varıncaya kadar beni farketmedi bile. Ancak evine girerken beni farketti.
Bak şuna yahu, ta buralara kadar peşimden gelmiş dedi. Beni kovmadığı için çok sevindim. Kuyruğumu sallayarak, sevgimi ifade eden sesler çıkararak karşılık verdim kendisine. Evine girip çıkması bir oldu. Elindeki
yoğurt kasesinde belli ki bana getirdiği yiyecek vardı. Sevinçle yanına gittim. Kasedeki yiyecek ömrüm boyunca hiç tatmadığım, nefis bir yiyecekti. Ne olur ne olmaz yiyeceğimi biri alır önümden, korkusuyla hızla bitirdim. Karnım iyice doymuştu. Evin duvarı dibine yatıp uyumak istedim. Henüz uyumadan çocuklar etrafımı sardı.
Kimi hoşt diye bağırıyor, kimi elindeki taşı rast gele atıyordu. Yine boynuma ip takarlar, kuyruğuma teneke bağlarlar diye çok korktum. Bütün gücümü ayaklarıma vererek oradan hızla kaçtım.
Zaman zaman çocuklarla karşılaşıyordum. Hızla kaçıyordum onlardan. Sokakta hayat akıp gidiyordu. Büyüdüm kocaman oldum. Şimdi onlar kaçıyorlar benden.
Çöpte bulduğum bir yiyeceği naylon torbadan çıkarmaya uğraşıyordum. Birden sırtıma çok kötü bir darbe yedim. Can havliyle ileriye fırladım. Dönüp baktığımda, elinde sopa olan birİ vardı. Bir kere vurduğu yetmiyormuş gibi ikincisini vurmaya hazırlanıyordu. Hemen atladım üzerine. Yalnız vurduğu sopanın değil, geçmişte bana çektirilenlerin tüm acılarını, ondan çıkarırcasına ısırdım. Daha çok küçükken, köpeğin biri bir çocuğu ısırmıştı. Silahlı adamlar gelip o köpeği öldürdüler. Ben çok küçük olduğum için bana dokunmadılar. İçimi bir korku sardı. Ya beni de öldürmeye gelirlerse diye. Hızla uzaklaştım oradan. Günlerce hendeklerde, çalılıklar arasında dolandım durdum.. Çoğu kez aç yatıp aç kalkıyordum. Bende yaşamak istiyordum. Benim de yaşamaya hakkım yok muydu?
Keşke benim de bir sahibim olsaydı. Sahipli arkadaşlarımı kıskanıyordum.
Arkadaşlarım dedi ki artık seni kimse sahiplenmez, onlar yavru cins köpek severler , sokak köpeği olarak kalacaksın bunu anla artık. Beni sahiplenirler diye yanına sokulduğum insanlar kovuyorlardı beni. Bazıları taşlıyorlardı bile.
Çalıların dibine çökmüş, ne olacak benim halim, bu açlığa ne kadar dayanabilirim diye düşünüyordum.Açlıktan o kadar bitkin düşmüştüm ki yemek aramaya halim kalmamıştı. Kulağında yeşil bir şey olan sonradan öğrendim küpeymiş bir köpek önüme yiyecek dolu çöp poşetini bıraktı. Karnımı doyurdum, kendime geldim
Dost olduk. Birlikte yemek arıyor, geziyorduk. Soğuk havalarda birbirimize sokularak ısınıyorduk. İyi insanlar bize yiyecek veriyordu. Peşlerine takılıyorduk belki bizi sahiplenirler diye. O gün arkadaşımla yürüyorduk birden yere yığıldı. Ben ne olduğunu anlamadım, onu kaldırmaya çalıştım ama o kalkmadı. Belki üşümüştür diye sarılarak ısıtmaya çalıştım tepki vermedi. Öldüğünü anladığımda dünya başıma yıkıldı. Can dostum, can yoldaşım, kader arkadaşım sahipli köpek olma hayalini hiç yitirmeyen dostum sokak ortasında beni bırakıp gitmişti. Yas tutmama bile izin verilmedi .
İşte böyle anlattı yaşadıklarını. Bizler tartışa duralım, köpekler öldürülsün mü? , kısırlaştırılsın mı ? barınaklara mı tıkalım? yoksa köpek yiyen ülkelere mi satalım diye.
Köpekler… Sokakların çilekeş filozofları… Açlık, soğuk ve şiddet içindeyken bile, yine de nasıl munis, nasıl kalender davranıyorlar… Bir küçük muhabbet sözcüğüyle kul, köle olmaya hazır . Gözbebeklerine yerleşmiş iyilik ve kahır içimi acıtır onlarla her gözgöze gelişimde!.. / Köpeklerden hiç korkmam!../ Oysa insanlara sırtımı dönmemeye çalışırım… Çünkü bilirim ki insanlar beni bir köpeğin asla incitemeyeceği kadar incitebilirler…/ Sebepsiz yere… Hain, bencil ve mutsuz insanların gözlerindeki beni ürküten yıkıcılığı köpeklerde görmüyorum… İşte bu yüzden koşulsuz seviyorum onları!..”
Sevgi ve Saygılarımla